in

Biden neden soykırım dedi? – Hediye Levent

Biden neden soykırım dedi? - Hediye Levent 12


ABD Başkanı Joe Biden 24 Nisan’da iki kez soykırım ifadesini kullandığı bir açıklama yaptı.

“Her yıl bugün Osmanlı dönemindeki Ermeni soykırımında ölenleri hatırlıyoruz ve böyle bir zulmün bir daha yaşanmaması için taahhüdümüzü yeniliyoruz” ifadeleri ile başlayan açıklamada İstanbul’dan, Konstantinapolis ismi ile bahsediliyor. Ayrıca açıklamada soykırım tartışmalarının en önemli alt başlıklarından birine de atıf var; Biden, 1915’te zorunlu tehcir ile ölüme giden Ermeni sayısının 1.5 milyon olduğunu söyledi.

Her 23 Nisan’da ülkece “Acaba ABD başkanı soykırım mı diyecek yoksa büyük felaket ifadesini mi kullanacak?” diye sinirlerin gerildiği bekleyişin en azından Biden döneminde nasıl geçeceğini şimdiden tahmin etmek çok zor değil.

Soykırım meselesinin gergin ABD-Türkiye ilişkilerinin en çetrefilli dosyalarından biri haline gelmesi de oldukça mümkün.

Henüz ABD’nin soykırım konusunda hukuki açıdan nasıl adımlar atacağını, Türkiye’ye yönelik bireysel davaların kitlesel davalara dönüşüp dönüşmeyeceğini kestirmek güç.

Biden, başkanlık koltuğunda oturduğu sürece her 24 Nisan’da sadece soykırım ifadesini kullanarak açıklama yapmakla da yetinebilir, diaspora Ermenileri ve Ermeni lobisinin etkili olduğu ülkelerle birlikte konuyu çok boyutlu ve geniş çaplı bir kulvara da sokabilir.

Şimdilik emin olduğumuz tek şey soykırım konusunun insani boyutu ayrı tartışma konusu olmak üzere Biden’ın açıklamasının tamamiyle siyasi bir açıklama, soykırım ifadesini kullanmasının da tamamen mevcut siyasi durum sebebiyle olduğu…

Peki Biden bu açıklamayı niye yaptı?

Kimileri bu soruyu tamamen Ermeni lobisinin gücüne bağlayarak cevaplıyor, kimisi ABD’nin Türkiye’ye mesaj verdiğini savunuyor. “Biden soykırım dedi ama Türkiye NATO’nun en güçlü ülkelerinden biri ve ayrıca İncirlik varken ABD basit basit adım atamaz” çıkışları yapanlar da eksik değil.

Ancak ABD’deki Ermeni lobisinin ABD başkanına bir NATO ülkesini karşısına aldıracak kadar baskı yapacak gücü de yok etkisi de…

Uzunca yıllardır zaman zaman Türkiye’ye yönelik kozlardan biri olarak masa üstünde duran soykırım konusunda etkili olan Ermeni değil Yahudi lobisi ki, Yahudi lobisinin de bu konudaki her gelişmenin önünü kesmesinin sebebi Türkiye’ye jest değil. Çok genel olarak ifade edecek olursak, şimdiye kadar Yahudilerin Nazi Almanya’sının Yahudilere yönelik soykırımı üzerine kurulan söylemlerini ve bu söylemlere dayalı on yıllarca geçmişi olan mücadelelerini kimse ile paylaşmaya niyeti yoktu. Bu nedenledir ki, Ermeniler Filistin-İsrail mücadelesinde Filistinlileri destekler veya sempati duyar.

ABD dahil Ermenistan dışında yaşan diasporanın veya Ermeni lobisinin gücü de Türkiye’den yapılan açıklamalarda veya resmi tarih anlatılarındaki kadar büyük değil. En son Azerbaycan-Ermenistan savaşında da bir kez daha görüldüğü üzere lobicilik faaliyetleri Kim Kardashian gibi ünlülerin sosyal medya paylaşımlarının beğeni sayısı üzerinden ölçülmeyecek kadar uzun soluklu ve girift diplomasi gerektiren bir iş.

Diaspora Ermenileri ile Ermenistan’ın en azından soykırıma bakış açılarının aynı olmadığını, Ermenistan’ın sınır komşusu Türkiye ile ticari ve siyasi ilişkileri de gözeterek bir yaklaşım belirlemek zorunda oluşuna karşı diaspora Ermenilerinin çok sert çıkışlar yaptığını da dikkate almak gerek. Bu açıdan, Biden soykırım dedi demesine de diaspora Ermenilerinin veya Ermeni lobisinin “ABD’den de destek aldıktan sonra adım adım uygulamaya koyacağımız yol haritamız bu” dedikleri detaylı bir hazırlıkları var mı? Resmi olarak talepler var ancak her bir talebin kapsamı hem kapsamı çok geniş hem de Osmanlı döneminde çıkarılan tehcir kanununda Ermenilerin o dönemde yine Osmanlı toprağı olan Suriye’ye göçe zorlanmalarının soykırım niyeti ile yapılıp yapılmadığının kanıtlanması dahil onlarca alt başlığa dair onlarca başlık hâlâ belirsiz.

Biden’ın açıklamasının Türkiye’ye mesaj olduğunu savunanların öne sürdüğü argümanlar da çok ikna edici görünmüyor.

Belki, açıklamadaki Osmanlı dönemi vurgusu, AKP dönemi Yeni Osmanlıcı söylemlere dayalı dış politikaya bir atıf olarak değerlendirilebilir. Yani Biden’ın satır aralarında “Osmanlı’nın devamı mısın yoksa cumhuriyet mi?” diye sorduğu yorumu da yapılabilir. Ki, soykırım meselesinde hükümetin ve hariciyenin artık bu soruyla istese de istemese de sık sık karşı karşıya kalması şaşırtıcı olmaz.

Biden, zaten gergin olan Türkiye-ABD ilişkilerinde Türkiye’ye mesaj vermek istiyorsa esneklik payı olan, geri dönüşlere imkan veren başka bir dosya seçemez miydi? Seçebilirdi. Türkiye-ABD arasında 20’ye yakın kriz dosyası varken soykırım meselesi üzerinden mesaj verilmesi diplomasinin mantığına aykırı. Biden’ın açıklaması mesajdan derin kırılmaların yüzeye çıkışının sembolü gibi.

Türkiye’nin Rusya-ABD arasında top çevirerek kısa vadeli zaferler devşirdiği dönemler geride kalmış görünüyor. Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alınması ile başlayan güven vermeyen NATO üyesi, politikaları öngörülemeyen müttefik yorumları Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasına kadar uzandı. Bu arada Rusya’nın yumuşak karnı Ukrayna üzerinden Rusya’ya sopa gösterip ABD’ye göz kırpan hamleler de pek işe yaramış görünmüyor. Tartışmaya açılan Montrö Sözleşmesi ABD’yi güvenilirlik konusunda ikna etmediği gibi Rusya ile ilişkileri daha da gerdi.

Ayrıca, Türkiye hâlâ NATO üyesi ve bölgenin en güçlü ülkelerinden biri ancak ABD’nin Orta Doğu ülkelerinden Kuzey Afrika’ya ve Balkanlara kadar çok geniş bir bölgede onlarca askeri üssü, on binlerce askeri ve yeni müttefikleri var. Ayrıca, soğuk savaş döneminde Türkiye’ye avantajlar kazandıran, pazarlıklarda uzun süre elini güçlendirmesini sağlayan NATO üyeliği ABD ve Rusya blokları arasındaki yeni diplomatik kulvarlarla, ortak çıkarlarla birlikte eskisi gibi işlevsel değil.

Biden’ın soykırım meselesi ile başlayıp görünen o ki devamı gelecek olan hamlelerinin arkasında lobiler, gerçeklerle bağdaşmayan mesajlar aramak yerine Yeni Türkiye’nin diplomatik yaklaşımları ile yüzleşmek gerekiyor. Yakın ve uzak bütün komşuları ile kavgalı Türkiye’nin ABD ve Rusya arasında dengeli politika yürütmekten çok uzak savruluşları Türkiye’yi birbirine hasım tarafların gözünde bile ‘Güvenilmez’ ülke imajını pekiştirmekten öteye taşıyamadı.

Biden, soykırım dedi ama bu açıklamanın yansımaları kendini Suriye’nin kuzeyinden Libya’ya, Doğu Akdeniz’deki enerji mücadelesinden Kıbrıs’a kadar onlarca kırmızı çizginin test edilmesi ile gösterecek gibi görünüyor.

Reklamsız Evrensel için abone ol



Kaynak

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Bu içerik hakkında sen ne düşünüyorsun?

Güneri Cıvaoğlu: Plaza çocuğu Faruk Fatih Özer nasıl oluyor da netameli Arnavutluk’a kaçıyor?