içinde

Erkan Baş’tan Melih Bulu’ya: Ailenizin yüzüne nasıl bakacaksınız?


AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’ne AKP’li Melih Bulu’nun atanmasına yönelik tepkiler sürüyor. Boğaziçili öğrenci gruplarının eylem çağrılarının ardından İstanbul Valiliği, dün Beşiktaş ve Sarıyer’de yapılacak gösterileri ‘salgın’ nedeniyle yasakladı. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri de Rektörlük önünde gerçekleştirdikleri protestoların ardından saat 16.00’da Kadıköy Rıhtım’da yapacakları kitlesel eylem için slogan atarak Bebek kampüsünden çıkış yaptı. Bebek’ten Beşiktaş İskelesi’ne kadar ‘kayyum rektör istemiyoruz’ sloganları eşliğinde yürüyen öğrenciler daha sonra vapurla Kadıköy’e geçerek kendilerini bekleyen kalabalıkla buluştu. Üniversite öğrencileri, yüzlerce polisin abluka altına aldığı ve TOMA’ların bulunduğu Rıhtım Meydanı’nda ‘Yaşasın öğrenci dayanışması’, ‘Üniversiteler bizimdir’, ‘Gözaltılar serbest bırakılsın’ sloganları eşliğinde taleplerini sıraladı. Farklı üniversitelerden öğrencilerin de katıldığı eyleme akademisyenler, siyasetçiler, sanatçılar, sivil toplum örgütleri ve yurttaşlar da destek verdi.

Foto: Nagihan Yılkın

Öğrencilerin mücadelelerini desteklediklerini belirten siyasiler Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan rektör atamasını ve öğrencilerin taleplerini Cumhuriyet’e değerlendirdi.

Öğrencilere destek vermek için eyleme katılan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasını “Tüm Türkiye’deki antidemokratik uygulamaların son örneklerinden bir tanesi. Mesele sadece Boğaziçi’ne bir rektör atanması meselesi değil, bir yönetim anlayışı olarak Türkiye’de demokrasi dışı bir eylem gittikçe kuvvetleniyor bu da doruk noktalardan bir tanesi” sözleriyle değerlendirdi.

‘AİLENİZİN YÜZÜNE NASIL BAKACAKSINIZ?’

Melih Bulu’nun bir televizyon kanalında yaptığı açıklamaları ‘skandal ötesi olarak buluyorum’ diyen Baş, “Mesele sadece rektör atama meselesi değil, atanmış bir rektör olması başka bir problem, bir siyasi eylemi temsil ederek rektör olması başka bir problem, üniversitedeki hiçbir bileşene sunulmaması başka bir problem… Aslında olay o kadar basit ki koskoca tarihi olan bir üniversite kurumu kendisini yönetecek bir insan çıkartamıyor, Adalet ve Kalkınma Partisi dışarıdan üniversitenin yönetilmesi için bir insan atıyor. Bu kabul edilebilecek bir şey değil ki. Ben açıkcası Rektörün, herhangi bir  biçimde akademik ünvanı olan birisinin bunu nasıl kabul ettiğini de anlayamıyorum. Yani ben gerçekten rektöre buradan soru sormak istiyorum. Siz evinize gittiğinizde eşinizin, ailenizin, annenizin, babanız, varsa çoluğunuzun çocuğunuzun yüzüne nasıl bakacaksınız? Binlerce öğrenci diyor ki ‘seni bu üniversitede istemiyoruz’. Dolayısıyla en küçük bir onur taşıyan, en küçük bir erdem taşıyan bir insanın bunu kabul etmemesini beklerdim” dedi.

Öğrencilerin taleplerinin yerine getirilmesinin zorunda olduğunu kaydeden Baş, şu ifadeleri kullandı;

Bu üniversiteler öğrenciler için var, biz bu üniversiteleri niye kurduk? Bu memleketin gençleri iyi eğitim alsınlar ve toplum için faydalı bireyler hale gelsinler diye. Dolayısıyla rektörün olduğu bir üniversite olur, öğrencinin olmadığı bir üniversite olamaz. Son hâlükârda öğrencilerin istediği yapılmak durumunda, başka yapacak bir şey yok. Biz de öğrenci arkadaşlarımızın mücadelesinde sonuna kadar yanlarında duracağız , kayıtsız şartsız öğrenci arkadaşlarımızın taleplerinin yanında duracağız, bizim görevimiz bu. Öğrenci arkadaşlarımız ne istiyorlarsa biz onların vekili olarak istediklerini hayata geçirmekle görevliyiz.

‘TEK ADAM REJİMİNE KARŞIYIM’

Boğaziçi teamüllerinin ayaklar altına alınmasına karşıyım sözleriyle atamayı eleştiren CHP İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil, ” Her şeyden öte, seçim gibi demokratik bir yol varken atama yapılmasına zaten kökten karşıyım. Tek adam rejimine karşıyım ama burada bizim ne düşündüğümüzün değil eylemci arkadaşlarımızın düşüncelerinin daha önemli olduğunu düşünüyorum. Biz de bugün zaten onların haklı protestosuna destek vermek için buradayız” dedi.

‘ÇIPLAK ARAMA MAALESEF TÜRKİYE’NİN BİR GERÇEĞİ’

Çıplak arama iddialarına da değinen Kadıgil, “Çıplak arama maalesef  Türkiye’nin bir gerçeği… Bazıları ne kadar olup olmadığına inanmasa da… Hem mevzuatlarda ve yönetmeliklerde çıplak arama yapılabileceği açıkça yazıyor hem de gördüğünüz gibi yüzlerce kadın, yüzlerce erkek, yüzlerce insan ‘Bana da bu uygulama uygulandı’ diye söylüyor. İnsanlık onuruna aykırı yapılan her şey gibi bu da birine bir işkencedir ve kabul edilemez. Görüşülen avukatlar Boğaziçi öğrencilerine de uygulandığını söyledi. Henüz bizim görüşme fırsatımız olmadı. Emniyette ifadeleri yeni bitmiş, yarın savcılığa getirilecekmiş. Bildiğimiz bu kadar” ifadelerini kullandı.

‘ATAMA TAMAMAN PARTİZANCA KRİTERLER ESAS ALINARAK YAPILDI’

‘Melih Bey’in atanması liyakata göre bir atama değil’ diyen CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal ise, “Liyakata göre atama, kriter bilimsel eserlere göre olması gerekirdi. Ancak Melih Bey’in atanması tamamen partizanca kriterler esas alınarak yapıldı. Netice itibarıyla partizanca kriterler esas alınarak yapılan atama liyakatsızlıktır. Liyakatsızlığın olduğu yerde yolsuzluk, adaletsizlik, eşitsizlik ve hukuk güvensizliği vardır. Hukuk güvensizliği de varsa o ülkede istihdam olmaz, işsizlik bitmez, enflasyon olur, döviz fırlar. O ülkede huzur, mutluluk ve esenlik olmaz. Biz bu ülkede eğer gerçekten huzur, mutluluk ve esenliği istiyorsak tüm atamalarda ve personel alımlarında rektörlerde ve hayatın her alanında liyakata göre atamanın yapılması lazım. Biat eden partizan, partici kimliği ön plana alınarak bu esas kriter kabul edilerek atama yapılıyor ki öğrencilerin tepkisi buna. Öğrenciler burada barışcıl, silahsız ve demokratik tepkisini dile getiriyorlar” dedi.

‘BURADA BÜYÜK BİR ZAFİYET VAR’ 

Polislerin eylemi abluka altına almasını da değerlendiren Tanal, ” Önemli bir şey daha var. Mesela buradaki polislerin duruş yönü yapılan basın açıklamasına yönelik. Aslında şu anda buraya dışarıdan gelebilecek olan eylemi bertaraf etmek için polislerin dışarıya bakması lazım. Buraya bakmaması lazım. Dışarıdan bir terör örgütü buraya bir saldırı yaparsa ne olacak? Herkes burada zarar görecek. Ama yurtdışında yapılan tüm basın toplantılarında polis gider,   topluluğa zarar verecek bir eylem yapılmasın diye dışarıya doğru yönünü bakar. Türkiye’de tam tersi oluyor maalesef, inşallah yetkililer bu söylediklerimi görmüş olur ve bundan ders çıkarırlar. En azından toplantı yapılırken polislerin bu topluluğun güvenliğini sağlaması için dışarıyı gözlemesi lazım, burayı değil. Burada büyük bir zafiyet var. Bu zafiyet için bize söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Öğrencilerin talepleri açık ve net. Tabii ki rektör atanacak, öğrenciler rektör atanmasına karşı değil, rektörün atanma prosedürüne, partizanca düşünce ve kriterler esas alındığı için bu liyakatsız atamaya karşılar” diye belirtti.



Kaynak

Washington Post: Trump görevden alınmalı | BASIN | DW

Çin, ABD vatandaşlarının en kısa sürede ‘barış, istikrar ve güvenliğe’ kavuşmasını umuyor