in

Okullar ne zaman açılacak? Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan flaş açıklama…

Okullar ne zaman açılacak? Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan flaş açıklama... 13


Konuşmasında, gençlerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile  getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Her fırsatta gençlerle bir araya gelmeye, onlarla sohbet etmeye,  onları dinlemeye büyük önem veriyorum. Çünkü biz gücümüzü, heyecanımızı  gençlikten alıyoruz. Milletimizin geçmişten bugüne verdiği mücadelede gençlerimiz  hep önde oldu, öncü oldu. Yarının büyük ve güçlü Türkiye’sinin önderleri ve  mirasçıları da yine gençler olacaktır. Sizlere müreffeh ve güçlü bir ülke  bırakmak için var gücümüzle çalışıyoruz. İnanıyorum ki sizler de devraldığınız  bayrağı çok daha ilerilere taşıyacaksınız. Yaşamın her alanında yapacağınız  tercihlerin, alacağınız kararların kişisel hayatınızla birlikte ülkemizin  geleceğini de inşa edeceğini unutmayın. Sizlere güveniyoruz. Sizlere inanıyoruz.  Sizlerle gurur duyuyoruz.”

Erdoğan, “Ama çok fazla heyecanlanıyorsun. Eda Nur, Rize’nin  neresindensin?” diye sordu. Balcı’nın Veliköylü olduğunu öğrendikten sonra  Erdoğan, “Veliköy’de çok yakınlarım var. Kopuzlar’ı tanır mısın?” sorusunu  yöneltti. Balcı’nın “Annem Kopuzlar’dan.” cevapını alınca Erdoğan, “O zaman  annene özellikle selam söyle. Hayatımda ilk patronum Kopuzlar’dandı. Allah rahmet  etsin.” dedi.

Eda Nur Balcı, salgının yarattığı tahribata karşılık destek paketleri  açıklandığını hatırlatarak, gençlere bu süreçte bir mesuliyet düşüp düşmediğini  sorması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

Erdoğan, konuşmasının ardından gençlerin sorularını cevapladı.

 

Programa katılan Ankara Adalet Nizamoğlu Anadolu Lisesi 12. sınıf  öğrencisi Umut Kelepircioğlu, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ni liseli  gençler olarak aktif kullandıklarını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanım pandemi  sebebiyle okullarımızdan uzak kaldık. Acaba gerekli hijyen koşulları sağlandıktan  sonra okullarımız açılacak mı?” sorusunu yöneltti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, soruyu şöyle cevapladı:

“İnşallah 17 Mayıs itibarıyla başlayacak yeni normalleşme takvimimizi  önümüzdeki günlerde açıklayacağız. İlk kabine toplantımızın en önemli gündem  maddelerinden bir tanesi de zaten bu olacak. Bu takvimde okulların açılışıyla  ilgili süreç de yer alacak. Salgının şüphesiz ki inişli çıkışlı seyri bu tür  konularda çok önceden kesin tarihler vermemize mani oluyor. Bakınız şu anda ciddi  manada vefat sayısında düşüş var. Tabii bu aldığımız tedbirlerin netice vermeye  başladığını gösteriyor. Vaka sayılarında çok ciddi düşüş var. Bu da netice almaya  başladığımızı gösteriyor. Fakat gerektiğinde şartları zorlama pahasına sizleri  okulunuzla buluşturmak için her türlü gayreti gösterdiğimizden emin  olabilirsiniz. Zira herhalde bir gencin en büyük aşkı öğretmenidir, okulundaki  arkadaşlarıdır, okuludur. Ve okullarımızla bizler gelişiyoruz. Okullarımızla  geleceğe yönelik güç, kuvvet buluyoruz. Onun için derdimiz bir an önce sağlıklı  bir şekilde okullarınıza kavuşmak ve tekrar derslerinize dönmek, hocalarınızla  bir arada olmaktır.”

 

“Biz çok ayrımlı ramazanlar yaşadık”

Ordu Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi Betül  Dilara Süer’in, “Büyüklerimizden sürekli olarak duyduğumuz nerede o eski  ramazanlar cümlesine katılıyor musunuz? Siz de bu ramazanlara özlem duydunuz mu?  Eski ramazanlarda neler vardı?” şeklindeki sorusuna Erdoğan, şu karşılığı verdi:

“Her şeyden önce hassasiyetiniz bizim için de bir hassasiyettir. Tabii  bu soru gerçekten geçmişte yaşadığımız, bugünde yine ‘Ah nerede o eski  ramazanlar.’ diye zaman zaman ah çektiğimiz, tabii programlar. Benim şu anda o  ramazanları yaşadığım babam yok, anneciğim de yok. Onlarla beraber gerçekten biz  çok ayrımlı ramazanlar yaşadık. ‘Ah nerede o eski ramazanlar.’ diyenler, anneleri  ve babalarıyla birlikte o yaşadıkları ramazanları hatırlıyorlar.

 

Şu anda programda anlatamayacağımız o kadar güzellikler, o kadar  hassasiyetler vardı ki; onu artık bugüne vurmak çok da basit değil. İftar saatine  doğru koşup fırından 2-3-4 ekmek hamurunu alıp anacığıma yetiştirdiğim günleri  hatırlıyorum. O da hemen evde tabii kuzinemiz var. Kuzineye anacağım o hamuru  açıyor, üzerine kavurmayı filan yerleştiriyor, üzerine birkaç tane yumurta  kırıyor ve ondan sonra iftarı onunla birlikte yapıyoruz. Şimdi tabii siz de  iştahlandınız ‘Biz de böyle bir iftar yapabilir miyiz?’ diye. Bizim yaşımızdaki  insanlar için elbette eski günleri hakikaten özlemle yad etmek gayet normaldir.  Ama her dönemin kendine göre güzellikleri olduğunu da unutmayın. Sizler de  ileride belki bugünkü ramazanları aynı hissiyatla yad edeceksiniz.”

 

“İftarda birlikte olduğumuz her kesimden insanımızı büyük ailemizin  bir parçası görüyoruz”

Erdoğan, gençlik yıllarından beri hep siyasetin ve yoğun sosyal  hayatın içinde olduğu için iftarları çoğu zaman çekirdek ailesiyle yapamadığını  anlatarak, şunları söyledi:

“O denli aileden uzak bir durumun içindeydik. Bununla birlikte iftarda  birlikte olduğumuz her kesimden insanımızı büyük ailemizin bir parçası olarak  görüyoruz. Elbette bulduğumuz her fırsatta çocuklarımızla, torunlarımızla,  yeğenlerimizle iftar yapmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Ama ben yine de  sizlere özel olarak şu tavsiyemi yapıyorum. Aman hem ailenizle birlikte iftar  yapmaktan ama bunun yanında da yoksul fukara, garip gureba sofrasında olmaktan da  bence geri durmayın. Okuldaki arkadaşlarınızla, tabii korona hep önünü kesiyor  ama, birlikte iftar yapmak da bir başka zevktir. Ondan da ayrı kalmayın derim.”

 

Diyarbakır anneleri ile iftar

18 yaşındaki üniversite sınavına hazırlanan Mert Eren Yavuz,  Diyarbakır‘dan katıldığı programda “Sizin gibi saygıdeğer bir devlet büyüğümüzle  konuşmanın verdiği sevinç ve gururu yaşıyorum. Yakınınızdaki eş, dost ve  akrabalarınız sizin için ‘Tam bir Kasımpaşalı.’ ifadesini kullanıyor. Sizce sizi  Kasımpaşalı yapan en belirgin özellikleriniz nelerdir?” diye sordu.

 

Bir Diyarbakırlıyla karşı karşıya gelmenin kendisini mutlu kıldığını  belirten Erdoğan, akşam Diyarbakır anneleriyle iftarda buluşacağını hatırlattı.

 

“Hiçbir zaman namertlerin karşısında baş eğmedim”

Kasımpaşa’nın İstanbul‘un en renkli insan çeşitliliğine, buna bağlı  olarak da en zengin kültüre sahip semtlerinden biri olduğuna değinen Erdoğan,  şunları anlattı:

“Böyle bir semtte doğup büyümüş olmayı kendim için adeta bir lütuf  olarak görüyorum. Her ne kadar birileri Kasımpaşalı deyimini kabadayılıkla  örtüştürmeye çalışsa da bana göre Kasımpaşalılığın en önemli özelliği işte bu  insan ve kültür zenginliğidir. Siyasette, belediye başkanlığında, Başbakanlıkta  ve Cumhurbaşkanlığında böyle zenginlik içinde yetişmiş olmamın çok büyük  faydalarını gördüm. En azından o aldığım kültür bana baş eğdirmedi. Hiçbir zaman  namertlerin karşısında baş eğmedim. Mert olmaktan asla taviz vermedim. İşte o  Kasımpaşa’nın bana vermiş olduğu o kültürün bir gereğidir. Hep dik durduk,  dikleşmedik. İşte onu oradan aldım. Bundan dolayı da Kasımpaşa’nın tüm o  geçmişteki büyüklerime, benim de çocukluğumu geçirdiğim, oradaki hakikaten irfan  idrak sahibi büyüklerime çok teşekkür ediyorum. Ölenlere de Allah’tan rahmet  diliyorum.”

 

“Siyasete davamıza daha iyi hizmet edebilmek için girdik”

Van’ın İpekyolu ilçesinden bağlanan, üniversite sınavına hazırlanan 19  yaşındaki Tutku Kılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 2023’te ilk kez oy kullanacak  olmanın gururunu yaşadığını söyledi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sayın Cumhurbaşkanım sizi 18  yaşından beri siyasette bulunduran ve neticede girdiği her seçimi kazanan bir  parti lideri, Cumhurbaşkanı yapan en büyük motivasyon kaynağı nedir?” şeklindeki  soru üzerine, şunları söyledi:

“Tutku kızım, her şeyden önce yakaladığın bu soru, gerçekten benim  için içinde çok ciddi hassasiyetler barındıran bir soru. Siyasete kendimize ait  hissettiğimiz davamıza daha iyi hizmet edebilmek için girdik. Yani bir eğlence  olsun diye girmedik. Bir dava olarak baktığımız için girdik. Elde ettiğimiz her  başarıya, geldiğimiz her makama da aynı hissiyatla baktık. Her zaman söylediğim  gibi biz bu millete efendi olmaya değil, hizmet etmeye geldik.”

 

“Milletimin gönlünden kopup gelen bir ‘Allah razı olsun.’ sözü bize  en büyük mükafattır”

Her işe öncellikle Allah’ın rızasına nail olmak için başladıklarını  dile getiren Erdoğan, “Çocuklarımızın masum yüzlerinde, gençlerimizin umutla  parlayan gözlerinde şahit olduğumuz azim, verdiğimiz çok yönlü mücadelede en  önemli ilham kaynağımız budur. Ülkemize kazandırdığımız her eserin ve hizmetin  ardından milletimin gönlünden kopup gelen bir ‘Allah razı olsun.’ sözü bize en  büyük mükafattır. Ondan daha büyük ödül olamaz. Dünyanın dört bir yanındaki  mazlumların ve mağdurların kalplerini ve yönlerini Türkiye’ye çevirmiş  olduklarını görmek ise sorumluluğumuzu daha da ağırlaştırıyor.” ifadelerini  kullandı.

 

“Ben siz sevgili gençlere güveniyorum”

Afrin’de iftar saatine doğru, oradaki dükkanların kapılarında  kendisinin fotoğraflarının asılı bulunduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam  etti:

“Bu acaba niçin? Afrinli böyle bir sevgiyi, o resimlerle nasıl  sembolleştiriyor? Birbirimizi tanımıyoruz. Tanıyoruz. Nereden tanıyoruz? Onlar  mazlum durumdayken bizler kardeşleri olarak onların yanında yer aldık, oradan  tanışıyoruz. Biz işte tüm bunlardan aldığımız güç ve motivasyon ile birlikte  vesayetten darbecilere kadar herkese meydan okuyor, ‘Dünya beşten büyüktür.’,  bunu nerede söyledik? Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda söyledim. Bazıları  ‘Hani nerede, ne söylüyor?’ filan diyorlar da, halbuki bir videoyu falan  karıştırsa oradan görecek. Dünya bütün adaletsizlikleri yaşadığı yerde,  karşısında adaletle hükmetmeye çalışan bir Türkiye var. Bunun için de diyoruz ki;  dünya beşten büyüktür. Bunu bugün söylüyoruz, yarın da söyleyeceğiz. Kaldı ki  Birleşmiş Milletler’de daimi üye sayılarının tamamı, bütün ülkeler, üye sayısı  196, bunların da tamamı daimi olabilmeli, ama dönerli şekilde, ama ayrımlı  şekilde. Bunu her gittiğimiz ülkeye anlatıyoruz, kabul ediyorlar. Şu anda 5 tane  daimi üye ülkenin iki dudağı arasında. Bu adil bir dünya değil. Artık dünya 1.  Dünya Savaşı sonrası şartlarda değil, onlar artık geride kaldı. Şimdi eğer yeni  bir dünyayı hep birlikte kuracaksak, bunu ben göremezsem bile inşallah sizler  göreceksiniz. Sizler bunu başaracaksınız. Onun için AK Parti‘nin özellikle attığı  bu adımlar çok büyük önem arz ediyor. Ben siz sevgili gençlere güveniyorum. Bunu  başaracaksınız.”

 

İzmir’den bağlanan Sağlık Meslek Lisesi öğrencisi Deniz Kaya’nın,  “İzmir’den kucak dolusu selam ve saygılarımı iletiyorum.” demesi üzerine Erdoğan,  “Bizden de İzmir‘e çok çok selamlar. İnşallah ağustosta deprem bölgesine gelip  oradaki konutların dağıtımını yapacağız.” dedi.

 

Erdoğan, Deniz Kaya’nın, yoğun çalışma temposu ile yoğun siyasi  hayatının, aile hayatında baba ve dede rolünü nasıl etkilediğini sorması üzerine,  şunları söyledi:

“Deniz şimdi öyle bir soru sordu ki, yaramı deşti. Bu seçim  çalışmalarından, gece geç saatlerde eve gelişlerden bir tanesinde de yine eve çok  geç gelmiştim. Yatak odamızın kapısına büyük kızım bir pusula yapıştırmıştı.  Pusulada şu yazıyordu. ‘Babacığım bir geceni de bize ayırır mısın?’ Çünkü her  gece eve geliş saat 24.00, 01.00. Ben geldiğim de bir de bakıyorum çocuklar  yatmış. Ama biz de tabii çalışmalarımızı yapıyoruz, toplantılarımız oluyor  vesaire. Belki yanlış yaptım ama sonra düşünüyorum ki biz çalışmazsak, o  çalışmazsa, bu çalışmazsa kim çalışacak? Bir şeyler yapmamız lazım. Yarının  aydınlık Türkiye’sini, hani diyoruz ya Gazi’nin söylediği gibi ‘Muasır  uygarlıklar seviyesinin üstüne çıkarmak.’ Bu lafla olmaz. Eğer Türkiye’yi muasır  uygarlıklar seviyesinin üstüne çıkaracaksak, çok çalışacağız, çok gayret  edeceğiz. İşte 18 senede öyle çalıştık, öyle çalıştık ve hala çalışıyoruz ki, bak  İstanbul-İzmir arasını 3 saat 15 dakikaya düşürdük mü? Artık arabanıza  biniyorsunuz, 3 saat 15 dakikada İstanbul’dasınız veya İstanbul’dan  İzmir’desiniz.

 

Şimdi davama, ülkeme ve milletime karşı mesuliyetlarımı yerine  getirmek için koştururken çocuklarıma yeteri kadar vakit ayıramamış olmak tabii  ki en büyük yaramdır. Hamdolsun onlar bu durumu gördükleri için fedakarca  sabrettiler ve hep yanımda yer aldılar. Torunlarımla daha fazla vakit  geçirebilmek için her vesileyi kullanıyor, her fırsatı değerlendiriyorum.  Üstlendiğim görevlerin yoğunluğu sebebiyle çocuklarımla ve torunlarımla hala arzu  ettiğim kadar vakit geçiremiyorum. Fakat, onların zaman zaman yanıma gelmiş  olmaları, şu anda tabii Allah’ıma hamdolsun, 8 tane torunum var. Ama dua edelim  daha çok olsun inşallah. 2053’ün neslini yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz.  Sizleri ben 2053’ün şimdiden mimarları olarak görüyorum ve bunu da  başaracaksınız. Buna da inanıyorum. Çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz ve bunu  da başaracağız inşallah.”

 

“Belki bilinçli, belki gaflet sebebiyle uzunca bir süre Türkiye  milli ve yerli teknolojiden uzak kalmıştır”

Konya’dan katılan lise son sınıf öğrencisi Fatih Furkan Emre Deveci,  Milli Teknoloji Hamlesi’nin, hem gençlerde hem de Türk halkında heyecan  uyandırdığını belirterek, “Bugünden baktığımızda gelinen noktayı nasıl  değerlendiriyorsunuz, biz gençleri Milli Teknoloji Hamlesi’nde daha neler  bekliyor?” sorusunu yöneltti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir ülkenin gerçek manada egemen bir devlet  haline gelebilmesinin bazı şartları olduğunu ifade ederek, soruya şu karşılığı  verdi:

“Bunlardan bir tanesi de teknoloji geliştirebilen ve üretebilen  altyapıya sahip olmasıdır. Bakın ülkemden şöyle bir profil çiziyorum. Biz bir  zamanlar toplu iğneyi dahi üretemiyorduk. Biz aynı şekilde milli savunmada yüzde  20 yerli, bunun dışında tamamen ithal savunma sanayinde kullanım yapıyorduk. Ama  şimdi yüzde 20’den yüzde 76’ya çıktık. Nereden nereye. Belki bilinçli olarak,  belki gaflet sebebiyle uzunca bir süre Türkiye milli ve yerli teknolojiden uzak  kalmıştır. Göreve geldiğimizde bu acı durumun en büyük ve tehlikeli yansımalarını  da savunma sanayinde gördük. Amerika‘ya gittim. Amerika Başkanı, evlat Bush’tan  ben bu dronelarla ilgili, İHA’larla ilgili ‘Bize İHA vermeyecek misiniz?’ dedim.  O zamanlar bize 48 saatte bir anlık İHA gönderiyorlar. Ne için biliyor musun?  Terörle mücadele için. Hemen o zamanki Dışişleri Bakanı’nı yanına çağırdı, o da  toplantımızdaydı. Dedi ki ‘Niye böyle yapıyorsunuz?’ Dışişleri Bakanı da o zaman  Condoleezza Rice. Dedi ‘Bundan böyle kesinlikle Türkiye’ye insansız hava aracı,  bakın SİHA demiyorum, İHA vereceksiniz.’ 24 saatliğine bize İHA’lardan  veriyorlardı. Terörle mücadele edeceksin. Neyle? SİHA ile değil, İHA ile. İHA ne  işe yarıyor o zaman. İHA sadece nokta tespiti yapıyor. Yani koordinatları  belirliyor. O koordinatları belirledikten sonra servise sinyallerini veriyor.  Servise verdiği sinyallerle de F-16’lar gidip orayı vuruyor. Tabii bu size bir  zaman kaybettiriyor aynı zamanda. Daha sonra ne oldu? Bayraktarlar İHA’yı da  yaptı, SİHA’yı da yaptı. Şimdi de üçüncü olarak Akıncı’yı yaptı. Bundan böyle çok  daha ayrımlı bir konumdayız. Geldiğimiz yer elbette çok önemli ama henüz yine de  söylüyorum hedeflerimizin gerisindeyiz. Şu anda ciddi manada savunma sanayinde  ihracat yapan ülke konumundayız. İthalat değil, ihracat. Artık biz SİHA’larımızın  bütün mühimmatını da Türkiye’de yapıyoruz. Yani ‘Birisi bize göndersin de  kullanalım.’ yok. Biz şimdi kendimiz onu da üretiyoruz. Yani daha açık konuşayım,  bombalarını da biz üretiyoruz. Yani bütün Cudi‘de, Gabar’da, Tendürek’te, Bestler  Deresi’nde, buralarda teröristlerin inlerine girdik ve giriyoruz.”

 

Teknoloji geliştirmek için gereken insan kaynağını ve fiziki altyapıyı  bir anda ortaya çıkarmanın mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan, bunun uzun  soluklu bir mücadeleyi gerektirdiğine işaret etti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neredeyse 20 yıla yaklaşan sürede serptiğimiz  tohumların yeşerdiğini Allah’a hamdolsun, gençlerimizin Milli Teknoloji  Hamlesi’ne olan ilgilerinin her geçen gün arttığını TEKNOFEST’lerde görüyoruz. On  binler, yüz binler TEKNOFEST’teki gösterilere katılıyor. Niye? Ya bu milletin  aşkı var. Bu milletin genci bugünlerin hep özlemi içerisindeydi ve şimdi umudumuz  artıyor, umudumuz güçleniyor. İnşallah bu mücadeleyi zirveye sizler çıkartacak,  nihai hedeflerine de sizler ulaştıracaksınız.” diye konuştu.

 

Muğla’nın Datça ilçesinden bağlanan ve Anadolu lisesi 3. sınıfta  okuyan Furkan Yedikat, “2002 yılı öncesinde birçok zorluklarla uğraşan bir  Türkiye vardı. Ancak bu zorlukların hiçbirini yaşamadığımız için bize uzak  geliyor. Bu zorlukları anlayabilmek ve yakınlarımıza anlatabilmek için bizlere ne  tavsiye edersiniz?” sorusunu yöneltti.

 

Erdoğan, “Özellikle tabii bu sözlerine bu zorlukları yaşamış, çekmiş  İstiklal Marşı‘mızın şairiyle cevap vermek istiyorum. Mehmet Akif merhum, ‘Tarihi  tekerrür diye diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?’  Bizim de millet olarak geçmişimizden ibret alarak aynı hatalara düşmememiz  gerekiyor.” diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar için eski  Türkiye ile bugünkü Türkiye’nin mukayesesini yapmanın nispeten daha basit  olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

“Çünkü onlar tüm zorlukları, sıkıntıları, çarpıklıkları yakinen  gördüler, yaşadılar. Gençlerimiz, bizzat tecrübe etmedikleri bu mukayeseyi  yapmakta elbette zorlanıyor. Sizlerin de büyüklerinizden dinleyerek, o dönemin  görüntülerini seyrederek, okuyarak bu eksiği kapatmanız gerekiyor. Unutmayın  sevgili gençler, yapmak zor, yıkmak basitdır. Ne diyor Akif? ‘Hadi gel yıkalım şu  Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek ancak hadi gel yapalım  şunu geri desen bir Sinan, bir de Süleyman gerek.’ Ne düzel değil mi? Hem  elimizdekinin kıymetini bilmek hem de hedeflerine sıkı sıkıya sarılmak için  geçmişimizi çok iyi öğrenmeliyiz. Yıkmak basit, yapmak zor ama siz inşallah  yıkanlardan değil, yapanlardan olacaksınız. Bilgisayarınızla hedefleri aynı  şekilde inşallah olgunlaştıracaksınız.”

 

Adalar’daki atların durumu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Medipol Üniversitesi İç Mimarlık  Bölümü 1. sınıf öğrencisi Mihal Sarıyıldız’ın, Adalar‘daki 978 atın akıbetini  sorması üzerine, Adalar’daki atların bir canlıya yakışmayacak şartlarda  çalıştırılması ve muhafazasının uzunca bir süredir gündemlerinde olduğunu  söyledi.

 

Bu konuda eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları rahmetli Kadir  Topbaş ile Mevlüt Uysal’ın çeşitli çalışmalar yaptıklarını aktaran Erdoğan,  şunları dile getirdi:

“Ancak bu hazırlıklar uygulanamadan İstanbul Büyükşehir Belediyesinde  yönetim değişti. Ardından da hala ne olduğuna dair tatmin edici bir açıklamanın  yapılamadığı müessif hadise yaşandı. Hayvan hakları konusunda ortalığı toza  dumana katanların bu hususta hiç ses çıkarmamaları da ayrı bir ikiyüzlülük  örneğidir. Hadi konuşsanıza, niye konuşmuyorsunuz? Sesinizi çıkarsanıza, niye  çıkarmıyorsunuz? Bu işin ideolojik boyutu olamaz. Hayvanlara acımanın ideolojik  boyutu tam aksine olması lazım. Nedir o? Hayvanı seveceksin ve onların bu  ızdıraptan kurtulması için ne gerekiyorsa bunu yapacaksın. Bize haber geldi,  İçişleri Bakanım beni aradı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da yanındaydı.  Ben dedim ki, ‘Ne gerekiyorsa yapalım.’ Söyledikleri, ‘Burada elektrikli araçlar  kullanabilir miyiz?’ Hayırlı olsun kullanın, yeter ki hayvanlar bu ızdırabı  çekmesin. İstanbul’un atlarına dahi sahip çıkıp, hesabını veremeyenlerin diğer  konularda neler yaptıklarını düşünmek bile istemiyoruz. Hiç şüphesiz tüm bu olup  bitenleri, İstanbul halkıyla birlikte milletimiz görüyor, değerlendiriyor. Günü  geldiğinde bunların hesabı sandıkta feraset sahibi tüm İstanbullular tarafından  sorulacaktır, ben buna inanıyorum.”

 

Öğrencilere “transkript belgesi” müjdesi

Sinop’tan bağlanan Bursa Uludağ Üniversitesi Yönetim Bilişim  Sistemleri Bölümü 2. sınıf öğrencisi Şevval Çörtmenoğlu’nun, yaklaşık 8 milyon  üniversite öğrencisi olarak dünyanın her yerinden alınabilen transkript  belgesinin ücretsiz ve çift dilli olmasını istediklerini dile getirmesi üzerine  Erdoğan, kendisine teşekkür ederek, bugünlerin hassas sorularından biri olduğunu  ifade etti.

 

Bu konuda bir süredir üniversite öğrencilerinden şikayetler  aldıklarını aktaran Erdoğan, “Konuyu Yükseköğretim Kurumumuzla görüşerek çözümü  konusunda gereken talimatları verdik. Yükseköğretim Kurumumuz da  üniversitelerimizle gereken koordinasyonu sağlayarak, hazırlıklarını tamamladı.  Şimdi sizlere bu müjdeyi ekrandan duyurmak istiyorum. Artık gençlerimiz  transkript belgelerini, tam da sizin istediğiniz şekilde, istedikleri yerden,  çift dilli olarak, herhangi bir ücret ödemeden ve hızlı bir şekilde  alabilecekler. Hem salgın döneminde ayrımlı şehirlerde bulunan hem de eğitimlerine  yurt dışında devam etmek isteyen öğrencilerimize büyük basitlık sağlayacak bu  yeniliğin gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.

 

Çörtmenoğlu’nun bütün üniversiteli gençler adına teşekkür etmesi ve  katılımcıların müjdeyi alkışlaması üzerine Erdoğan, “Evet, Şevval. Bu alkış da  sana.” dedi.

 

Şevval Çörtmenoğlu’nun, “Teşekkürler Başkanım iyi ki varsınız.”  ifadesi üzerine Erdoğan, “İyi ki sizler varsınız, böyle bir soruyu sormaya da  vesile oldunuz. Şimdi bir taraftan şevval ayı da geliyor. Çok teşekkür ediyorum.”  cevapını verdi. Erdoğan, Çörtmenoğlu’nun ailesine selamlarını iletti.

 

“Devlet vatandaşına sahip çıkmayı sürdürecektir”

Antalya’nın Alanya ilçesinden katılan ve üniversite sınavına  hazırlandığını belirten 19 yaşındaki Arif Emirhan Bulut’un, Türkiye’nin salgın  döneminde yaptığı insani yardımların devamının gelip gelmeyeceği sorusu üzerine  Erdoğan, dünyanın tamamıyla birlikte Türkiye’yi de derinden etkileyen koronavirüs  salgınıyla mücadelede örnek bir ülke konumunda olduklarını ifade etti.

 

Sağlık sisteminin gücü sayesinde pek çok yerde ortaya çıkan felaket  görüntülerinin Türkiye’de yaşanmadığına değinen Erdoğan, gıda üretimi ve  tedarikindeki güçleri sayesinde de hiçbir insanın temel ihtiyaçlarını karşılama  hususunda sıkıntıya düşmediklerini aktardı.

 

Bununla birlikte zorunlu olarak aldıkları kısıtlama tedbirlerinden  olumsuz etkilenen kesimler olduğunu da bildiklerini belirten Erdoğan, şöyle devam  etti:

“Hiçbir vatandaşımızı sahipsiz bırakmama anlayışıyla çok yönlü bir  destek programını hayata geçirdik. Salgın döneminde şimdiye kadar, sosyal koruma  kalkanı adı altında, bakın gençler burası çok önemli, 61 milyar liralık bir  meblağı karşılıksız olarak her kesimden ihtiyaç sahibi insanımıza dağıttık. 61  milyar diyorum. Bu çerçevede, hane bazlı sosyal destekler kapsamında yaklaşık 2  milyon 300 bin ihtiyaç sahibi vatandaşımıza 8,5 milyar lira aktardık. İstihdamı  korumaya yönelik kısa çalışma ödeneğinden 3 milyon 765 bin, nakdi ücret  desteğinden 2,5 milyon, işsizlik ödeneğinden 1 milyon insanımız istifade etti.  Normalleşme desteği için de 3,2 milyon esnafımıza 4 milyarın üzerinde karşılıksız  destek sağladık. Gelir kaybı ve kira desteği olarak da 5 milyar liranın üzerinde  bir kaynağı esnaflarımıza hibe olarak dağıttık. Bakın, karşılıklı ödeme değil,  hibe olarak dağıttık. Ayrıca vergi ve sigorta primlerinden çek ve senetlere  kadar, reel sektörün işleyişinde sıkıntıya yol açabilecek ödemeleri erteledik.  Tüm bunlara ilave olarak, faizsiz veya düşük faizli kredilerle esnafımızdan  sanayicimize kadar iş dünyasının tüm kesimlerini 315 milyar lirayı bulan bir  kaynakla destekledik.”

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, temennilerinin, salgının bir an  önce sona ermesi ve insanların hayatlarının normale dönmesi olduğunu, bu  gerçekleşene kadar millete verdikleri destekleri, gerektiğinde çeşitlendirerek  sürdürmekte kararlı olduklarını vurguladı.

 

“Son 16 aydır yaşanan hadiseler, ülkemizde hiç kimsenin sahipsiz  olmadığını, devletin tüm imkanlarıyla vatandaşının yanında yer aldığını  göstermiştir. İnşallah bundan sonra da aynı şekilde devlet vatandaşına sahip  çıkmayı sürdürecektir.” diyen Erdoğan, “En uzun iftar sofrası” programını,  ismiyle müsemma uzun ve keyifli bir sohbet olarak gerçekleştirdiklerini kaydetti.

 

Katılan gençlere teşekkür ederek aileleriyle birlikte mutluluklar  dileyen Erdoğan, Kadir Gecesi‘ni ve Ramazan Bayramı’nı kutladı.



Kaynak

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Bu içerik hakkında sen ne düşünüyorsun?

102 Points
Upvote Downvote
Erdoğan: Yeni normalleşme takvimimizi önümüzdeki günlerde açıklayacağız | TÜRKİYE | DW 32

Erdoğan: Yeni normalleşme takvimimizi önümüzdeki günlerde açıklayacağız | TÜRKİYE | DW

‘Tam kapanmanın başarılı olma şansı yok’ – Sözcü