in

Teknolojide ilklerin kadını


Yola çıkış amacı daha çok insanın daha çok kitap okuyarak bilgiye basit ulaşmasını sağlamaktı. Bunun için bir “devrim” diye nitelediği e-kitap okuyucu cihazını ilk kez Türkiye’de piyasaya sundu. Türkiye’de yerli telefon işine girip fabrika kuran ilk kadın. Türkiye’nin yerli teknoloji markası reeder’ın Kurucu Ortağı Sezen Sungur Saral’dan bahsediyorum. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi yarışmasında ve EY Yılın Girişimcisi yarışmasında Kadın kategorisinde birincilikleri var. “Sadece güçlü olan değil, değişen koşullara hızlı adapte olabilen ayakta kalıyor” diyen Sezen Sungur Saral’ın hikayesine kulak verelim.

– Kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz, hayalinizdeki iş neydi?

İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nin birincilikle bitirdim ve Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nden Yüksek Onur derecesiyle mezun oldum. Çok uluslu kurumsal firmalarda kariyer yapacağımı sanıyordum zira mezun olduğum 2005 yılında henüz “girişimcilik” bilinen bir kavram değildi. 

– Kurumsal hayatı bir kenara bırakıp “girişimci” olmaya nasıl karar verdiniz? Sonra Selekt Bilgisayar ve reeder markasını nasıl kurmaya karar verdiniz?

Mezun olduğumda – beklenenin aksine – bir kadın girişimcinin kurmuş olduğu, Türkiye’nin en büyük fuar şirketi olan CNR Holding’de işe girdim. Bu şirket, çalışanlarına ayrım yaratmaları için alan bırakan bir kurumdu ve orada dünyanın her yerinden çeşitli sektörlerdeki firmaları tanıma imkanım oldu. Dünya çapında bir çok ayrımlı iş kolu için düzenlenen fuarlara katılarak başında tutkulu girişimcilerin bulunduğu kobilerle tanışma fırsatım oldu. Eğitimini aldığım uluslararası ticareti tam anlamıyla bu dönemde anlamaya başladığımı sanıyorum. 2008 yılında yaşanan finansal kriz sonrasi, girişimcilik yükselen değer olmaya ve Türkiye’de yatırım eko sistemi kurulmaya başlayınca kendi işimi kurmak için cesaretlendim ve çıkış noktam daha çok insanın daha çok bilgiye daha basit ulaşmasını sağlayacağına inandığım e-kitap devrimi idi. 

TAKIM RUHU OLUŞTURMAK ŞART

– reeder markası ile Türkiye’de ilk e-kitap okuyucu cihazı piyasaya sundunuz, ilk yerli cep telefonu fabrikasını kurdunuz,  ilk 3G’li Android tableti getirdiniz, bu işlerin ilklerini yapmanın ne tür zorlukları var?

reeder olarak ilk günden itibaren misyonumuz değişmedi: “bilgiyi erişilebilir kılmak”. Teknolojinin hızla evrileceği bir ortama doğru ilerlediğimizi görebiliyorduk ve global markalar yeni ürünlerini bizim gibi gelişmekte olan ülkelere ya çok geç ya da çok pahalı bir fiyata sunuyordu. Bilgisayar mühendisi eşim Uygar ile birlikte, ülkemizdeki tüketicilere yeni nesil mobil teknolojileri “ulaşılabilir” fiyatlarla sunmayı hedefledik. 

İlk olmanın en zor yanı kendi hayalinize paydaşlarınızı inandırabilmek. Başarılı olmak için pazardaki ihtiyacı görmek yetmiyor; hem şirket içinde, hem de tedarikçilerle ve müşterilerle birbirini tamamlayan bir “takım ruhu” oluşturmak gerekiyor. Anahtar kişi ve kurumlarla birbirimizi tanıyarak bir güven ilişkisi oturtmamız zaman aldı ancak süreç ilerledikçe, yarattığımız ürünlerle, toplam fayda yaratan projelerle ve yakaladığımız müşteri memnuniyeti ile hep birlikte gurur duyduk.

– Teknoloji piyasasında ölümüne bir rekabet de var. Çağa ayak uyduramayan piyasadan yok oluyor. reeder markasının şu anda geldiği noktayı nasıl buluyorsunuz?

2016 yılında EBRD tarafından Kobi Destek Programı’na alındık ve çok kıymetli danışmanlarla çalışma fırsatımız oldu. Global ticaret savaşlarının hızlandığı ve kendi ülkemizde sosyal etki yaratacak bir değer yaratmamız gerektiği fikri bu dönemde ortaya çıktı. Ürünlerimizin üzerinden “Made in Turkey” yazmasını ve arkasında lokal iş gücü olmasını istiyorduk ancak bunu için mutlaka yurtdışından know-how transferine ihtiyacımız vardı. 2017 yılında Çin’den bir stratejik küçük ortak alarak (o da kendi ülkesinde ödülleri bulunan başarılı bir iş kadını) fabrika yatırımına başladık. Bunu yaparken hali hazırda yatırımların yoğunlaştığı ve iş imkanlarının nispeten daha çok olduğu bölgelerden ziyade, varolan potansiyeli istihdama dönüştürebileceğimiz bir şehir seçmek istedik. 2 üniversitesi, teknoparkı ve eşsiz konumu ile mükemmel bir seçim olduğununa inandığımız Samsun bize kucak açtı ve biz de bu ilgiyi karşılıksız bırakmadık. Pandemi döneminde dünya çapında tedarik ve lojistik maliyetleri artarken; reeder – bir yerli üretici olarak – tablet bilgisayardan akıllı telefona, temassız ateş ölçerden akıllı saate kadar bir çok konuda Türk tüketicisinin ihtiyaçlarını uygun fiyata karşıladı.  

– Ana hedefiniz nedir?

10. yılımızla birlikte, şirketteki görevim Satış ve Pazarlama’dan “Sürdürülebilirlik ve İnovasyon” a dönüştü, çünkü geleceğimiz burada yatıyor. Ana hedefimiz bu topraklardan çıkan global bir teknoloji markası olmak ve bunu yapmak için, iş süreçlerimizden ürün yazılımlarımıza kadar her alanda inovasyon odaklıyız. Bu yıl, kapasitemizi 3’e katlayacak olan yeni fabrikamızı açıyoruz ve burada bir Ar-Ge merkezi yatırımı yapıyoruz. Ayrıca şirket olarak, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden ikisini benimsedik: “Cinsiyet Eşitliği” ve “Nitelikli Eğitim”. Bu hedefler çerçevesinde geçen yıl 20 üniversitede genç kadınlarla bir araya geldik ve ayrıca birçok vakıf ve dernekle işbirliği yaparak uzaktan eğitim konusunda zorlanan çocuklarımıza binlerce tablet bilgisayar affettik. 

– EY Global Girişimci Kadın Liderler programına seçildiniz, Türkiye’nin Kadın Girişimcisi ödülü de dahil birçok ödülünüz var. Bu başarının sırrı ne?

 Kendimi sürekli geliştirmek için çabalıyorum ve bunun için deneyimli kişilerin mentorluklarını çok önemsiyorum. Örneğin geçen yıl Harvard Business School’a başvurdum ve 3 yıl sürecek olan Owner President Management (OPM) programına dahil edildim. Bahsettiğiniz her iki ödülün de, sürekli ilerleme peşinde oluşumla alakalı olduğunu düşünüyorum çünkü iş hayatında da – aynı yaşamın geri kalanında olduğu gibi – sadece güçlü olan değil, değişen koşullara hızlı adapte olabilen ayakta kalıyor. 

– Birkaç yıl öncesine kadar kadınların çok da ilgi duymadığı bir alandı teknoloji. Kadının bu alana bakışı nasıl, sizin şirkette çalışanların yüzde kaçı kadın, üretim aşamasında kadınlar var mı?

reeder, yüzde 63 kadın ortaklı bir şirket yani hissedarlarımızın çoğunluğu kadın. Kadın çalışan oranımız bu sene toplamda yüzde 50 oldu, üretimde bu oran daha da fazla! 8 departmandan 6’sının başında kadın yönetici var. Yaş ortalamamız 27. Yani Türkiye’nin dinamik gücünü yansıtan bir demografiye sahibiz. 

– Kadın girişimcilere tavsiyeleriniz nedir?

“Başarı”nın sonsuz ve göreceli kavram olduğunu düşünüyorum. Kadın girişimcilere, büyük hayallere ulaşmanın yolunun gün be gün ufak gelişmelerle ve bol bol da düşüşlerle döşeli olduğunu söylemek istiyorum. Tüm dünyada, kadınlarla iş hayatının arasına cam tavan inşa eden kültürel normlar var. Bir kez bunları aşan bir kadın, duygusal zekasıyla ve aynı anda birçok işi layığıyla yapabilme özellikleri ile zaten ayrışıyor. 

Ülkemizde kadının sosyo-ekonomik alanda güçlenmesi için, ayrım yaratan projelere imza atan KAGİDER (Türkiye Kadın Girişimciler Derneği)’de Yönetim Kurulu Üyesi’yim. Burada birçok kadının; iş kurmak, işini büyütmek, finansal kaynaklara erişmek, uluslararası bağlantılar kurmak gibi hedeflerini KAGİDER sayesinde gerçekleştirdiğine şahit oldum. Her yaştan, her meslekten kadının girişimcilik konusunda beslenebileceği en iyi yerin KAGİDER’in yürütmekte olduğu programlar olduğunu düşünüyorum.  

– Günlük rutininiz nasıl, iş özel hayat dengesini nasıl sağlıyorsunuz?

Sabah 6’da kalkıyorum, 8 buçuk yaşındaki kızımla kahvaltı yapıyorum, onun okulu benim işlerim başlıyor ve sonra akşam yemeğinde tekrar buluşuyoruz. Haftanın her günü spor yapıyorum; 3 gün özel eğitmenimle metabolik kondisyon ve 3 gün kardiyo, pazar günü aile olarak tenis, bisiklet, paten ya da sahilde koşu. Haftada 1 kez mutlaka arkadaşlarımla görüşüyorum, onlarla birlikte yeni mekanlar keşfetmeyi seviyorum. 

Teknolojide ilklerin kadını 13

EN BÜYÜK TUTKUM İSE KAYAK

– Ne tür hobileriniz ve tutkularınız var?

İş dışında yaptığım 2 şey var: okumak ve spor. Kitaplarımın yanı sıra edebiyat dergilerini de okumayı ihmal etmiyorum. En büyük tutkum ise kayak.

– Profesyonel olarak voleybol geçmişiniz var ve Kayak Milli Takımı’na seçilmişsiniz, voleybol ve kayak hayatınıza ne kattı, bu alanlara zaman ayırabiliyor musunuz?

6 yaşında voleybola başladım ve 25 yaşına kadar lisanslı bir sporcu olarak oynadım. Kayakta ise, yarışmaya geç başladıysam da, bu spor bir dönem benim hayatımın merkezine yerleşti ve hala benim için çok önemli bir yere sahip. Asla kayağı ihmal etmedim ve etmiyorum ve her sene en az 1 ay kayak fırsatı yaratıyorum. Spor insanı iş hayatına en iyi hazırlayan araçlardan biri. Maçlarda kaybetmek ve kazanmak, takım arkadaşınla bazen birlikte sevinmek bazen ters düşmek, yarışta düşüp tekrar ayağa kalkmak, sakatlık geçirdikten sonra yalnızca olduğun yere geri dönebilmek için, bünyende barındırdığını bile daha önce ayrımetmediğin bir güçle daha yüksek tempoda çalışmak… Tüm bunların iş yaşantısında da karşılığı var. 

GAZAPİZM, CEZA, EZHEL GİBİ CESUR YÜREKLERİ DİNLERİM

– Ne okur, ne dinler, neler izlersiniz?

Orhan Pamuk, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Virgina Woolf, Sylvia Plath sevdiğim yazarlardan birkaçı. Rus ve dünya klasiklerinden çoğunu okudum ve okumaya devam ediyorum. Ayrıca Ayn Rand, kitaplarıyla beni en çok etkilemiş yazarlardan biridir. 

Sıkı bir Nirvana fanıyım, üniversite ve devamındaki yıllar Placebo, Red Hot, Coldplay, Mor ve Ötesi, Duman dinleyerek geçti. Bugünlerde ise Imagine Dragons favorilerimden. 

Türkiye’de büyük hayranlık duyduğum Kalben, Sena Şener gibi genç kadınları takip ediyorum. Ve de Gazapizm, Ceza, Ezhel gibi cesur yürekleri dinlemeyi çok seviyorum. 

MUBİ izliyorum diyebilirim! Mubi’de kaçırdığım festival filmleri oynuyor, sinema endüstrisine damga vurmuş kült yönetmenlerin eserleri yer alıyor, vakit buldukça izliyorum. Nuri Bilge Ceylan hayranıyım, ayrıca Pelin Esmer ne çekse izlerim, tüm filmlerine bayılıyorum. Reha Erdem’in de incelikli filmlerini çok seviyorum. 

– Bir idolünüz var mı, kimi örnek alıyorsunuz?

Geniş bir rol model havuzum var diyebilirim. Öykündüğüm tüm insanlardan öğrenmeye çalışıyorum. Annem, babam, kız kardeşim ve kızımdan başlayarak, yolumun kesiştiği tüm ilham veren insanlardan kendime birşeyler katmaya çalışıyorum.  

– Nasıl bir Türkiye hayaliniz var?

Durmaksızın bilginin peşinden koşan, doğu-batı-kuzey-güney gibi olmadan kendi kimliğini tek gerçek güç olan bilginin ışığında kendi kaynaklarıyla inşa eden. 



Kaynak

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Bu içerik hakkında sen ne düşünüyorsun?

Sokağa çıkma yasağı ne zaman bitecek? 1 Haziran normalleşme genelgesi yayınlandı mı?

‘Kovid-19’un laboratuvarda üretildiği doğru mu?..’