in

Tuchel, Chelsea’yi Şampiyonlar Ligi finalisti yapacak kadar nasıl dönüştürdü?

Tuchel, Chelsea'yi Şampiyonlar Ligi finalisti yapacak kadar nasıl dönüştürdü? 13


Tuchel, Frank Lampard’ın yerine göreve geldiğinde Maviler Premier Lig’de 10. sıradaydı.

Thomas Tuchel’in Chelsea’deki dönüşümü, 2020-21 Premier Lig sezonunun en büyük başarılarından biri oldu.

Göreve başladıktan birkaç ay içinde takımı taktiksel olarak yeniden şekillendirmek, Maviler’i 10. sıradan 4. sıraya çıkarmak ve Şampiyonlar Ligi finaline katılmaya hak kazanmak normal şartlarda da etkileyici olurdu.

Ancak böylrsine yorucu bir salgın döneminde, sezonunun ortasında, antrenmanların aksadığı bir dönemde bunu yapmak başka bir şey.

Chelsea, bu sezon ilk 19 Premier Lig maçından 20 puan kazandı. Ancak Tuchel, Frank Lampard’ın yerine geçtikten sonra ikinci 19 maçtan 38 puan aldı.

Alman menajer maç başına puan ortalamasını neredeyse iki katına çıkardı ve geçen hafta Aston Villa’ya yenilmeden önce yüzde 66.6 galibiyet yüzdesine sahipti. Jose Mourinho’nun Chelsea’deki ilk şampiyonluğundan bu yana tüm menajerlerden daha en yüksek bir oran.

Peki bunu nasıl yaptı…

Oynanan pandemik futbol: Sakin, tutarlı ve orta saha ağırlıklı

Göreve gelmeden önce Tuchel, taktiksel esnekliği, sık sık değişen oyun formasyonu, Jurgen Klopp tarzı presi, baskı ve biraz çılgın hücum futboluyla ünlüydü. Fakat Tuchel, Chelsea taraftarlarının bildiği o Tuchel değildi.

Bu sezonun ayrımlı koşullarına uyum sağlayan Alman menajer, Chelsea’nin oyunlarının büyük çoğunluğunu sahanın merkezine odakladı. Yavaş, sakin, topa sahip olma ağırlıklı bir futbol oynattı.

Bu konuda Pep Guardiola’nın liderliğini takip etti ve Chelsea’nin teknik ayaklarını oyunun merkezine çekmek için orta sahayı sıklaştırdı.

Ancak Tuchel’in Guardiola’dan ayrımı, formasyonu ve tarzının tutarlılığıydı. Chelsea, Antonio Conte döneminde 3-4-2-1 dizilişinde oynuyordu. Dikkatlice ileri geri hareket eden, sistemin düzgün işlediği, sert baskı veya hızlı tempodan kaçınan bir sistemdi.

Bunu yapmak, oyuncuların pandemi döneminde yeterince antrenman süresine sahip olmamasına ve bu fiziksel, duygusal olarak yorucu dönemden geçmelerine rağmen, sistemi hızlı bir şekilde öğrenmelerine izin verdi.

Lampard’ın düzensizliğini taktik ayrıntılarla değiştirdi

Dizilişi aynı tutmak ve oyun hızını nispeten düşük tutmak, Chelsea’ye Tuchel’in hareket ve konumlandırma ile ilgili bazı ince ayarlı ayrıntıları uygulayabileceği sağlam bir temel sağladı.

Chelsea Menajeri, oyuncularına tam olarak nerede duracaklarını söyleyen ve rakiplerin güçlerini etkisiz hale getirmek ve zayıflıklarını kullanmak için ayrıntılı planlar geliştiren bir hoca.

Tuchel’in takımının hücum organizasyonları, Lampard dönemindeki doğaçlama hücumlara bakacak olursak büyük bir gelişim kaydetti.

Aksine, Chelsea’nin artık önceden belirlenmiş hamleleri var ve bu sayede 29 maçta sadece 37 gol attılar. Bu, Chelsea’nin kontratağa karşı çaresiz kalmadan topa sahip olma oyununu kontrol edebileceği anlamına geliyor.

Sahayı yaratıcı özgürlükten ziyade katı bir formasyonda inşa etmenin ana nedeni, Chelsea’nin topa sahip olmayı bırakması durumunda tüm boşlukları kapatmaktır. Guardiola’nın Manchester City’si gibi, Chelsea senaryo ne olursa olsun kontrollü ve güvenli.

Werner ve Havertz’i geliştirmek için Alman hücumları başlatıldı

Tuchel basitçe Borussia Dortmund ve Paris Saint-Germain’de uyguladığı bazı hücum dinamizmlerini uygulamaya başladı. Chelsea dikey oynamaya başladı, Timo Werner, savunma arkası koşusu yapmak için, tek dokunuşlu paslar arıyordu.

Şimdiye kadar, Klopp’un gegenpressing modelini çok detaylı bir şekilde takip etmekte zorlandılar çünkü yoğun bir şekilde baskı yapmaktan çok yoruldular, ancak Tuchel’in neden Kai Havertz ve Werner’den daha fazla yararlandığını gösteren önemli şeyler oldu.

Havertz, rakip hatlar arasında dolaşmak, akıllıca bire iki oynamak ve rakibi tuzağına çekme konusunda mükemmel. Bu arada Werner, çok fazla pozisyona girmeye devam ettiği için fırsatları kaçırıyor.

Havertz ve Werner ikilisi gittikçe daha etkili bir hale geliyor, bu da her ikisinin de sırasıyla Bayer Leverkusen ve RB Leipzig’de Alman gegenpressing tarzında çalıştırılmasının şaşırtıcı olmadığını kanıtlıyor.

Mount’ın çok yönlülüğü, Kante ve Jorginho’dan en iyi şekilde yararlanılmasını sağlıyor

Mason Mount’un kısa sürede Tuchel’in favorisi haline gelmesi şaşırtıcı değil. İngilliz orta saha, oyunun taktiksel bilmecesini kendi başına çözerken, aynı zamanda menajerinin talimatlarını dikkatle dinleyen, son derece akıllı bir futbolcu.

Sonuç olarak Mount, etrafındaki herkesin seviyesini yükselterek ekibin temel taşı haline geldi. Bu aynı zamanda Mount’un N’Golo Kante ve Jorginho’nun gelişmesine nasıl yardımcı olduğu ile ilgili.

Bu ikisi kısmen mükemmel çünkü Tuchel, güçlü yönlerini dengelemek için bir yol bulmuş durumda. Kante genellikle daha önde konumlanıyor, Jorginho’nun geçiş oyununa hazır ve her iki oyuncu da takımın geri kalanı tarafından her zaman yakından destekleniyor.

Chelsea’nin diziliş olarak sıklaşması yapısal sağlamlık sağlıyor ve Lampard döneminin aksine hiçbir oyuncunun, geri koşmasına müsade etmiyor.

Ancak, Mount’un Chelsea orta saha oyuncularından paslar almak için geriye gelmesi, orta sahayı üçlemesine dair üçgüdüsel anlayışı olmasaydı, takım muhtemelen bu kadar etkili olamazdı.

Mount, ekibi bir arada tutan, boşlukları doldurmak ve Kante ile Jorginho’yu birbirine bağlamak için sahada dolaşan bir bağlayıcı oldu.

Mount bu nedenle, Tuchel’in sahadaki vizyonu ve yeni menajerin Stamford Bridge’de yaptığı tüm değişikliklerin somutlaşmış halidir: Zeki, taktiksel olarak ayrıntılı ve her zaman kontrol arayan.



Kaynak

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Bu içerik hakkında sen ne düşünüyorsun?

Genç sağlık çalışanı intihar etti 31

Genç sağlık çalışanı intihar etti

Bakan Koca'dan yeni kamu spotu 32

Bakan Koca’dan yeni kamu spotu